Sosyal medyada kimlik kontrolü

Dijital İletişim Araştırmacısı Doç. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal medyaya T.C. kimlik numarasıyla girilmesi yönünde sunulan kanun teklifini değerlendirdi.

Star Güney

Doç. Dr. Kırık, Türkiye'nin 2018 yılında yapılan bir araştırmada sahte hesap ve sahte içeriye en çok maruz kalan ülke olarak birinci sırada yer aldığını hatırlatırken, toplumsal olaylarda sosyal medya üzerinden dezenformasyon ve manipülasyonun giderek yayıldığını söyledi. Milliyetçi hareket Partisi (MHP), 'İnternet ortamında yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi' hakkında hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu. Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk tarafından duyurulan kanun teklifi onaylanırsa, sosyal medya hesaplarına kimlik numaraları ile girilecek. Teklife göre, sosyal medya sağlayıcılarına Türkiye'de temsilcilik açma ve temsilci bulundurma zorunluluğu getiriliyor. Konuyu Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Fakültesi Öğretim Üyesi ve Dijital İletişim Araştırmacısı Doç. Dr. Ali Murat Kırık değerlendirdi. Doç. Dr. Kırık, konu ile alakalı diğer ülkeleri örnek verirken, Almanya'ya dikkat çekti.

“Koronavirüs nedeniyle günde 8 saate yakın zaman internette geçiyor''

Söz konusu yasa teklifini değerlendiren Doç. Dr. Ali Murat Kırık, ''Sosyal medyada, hakaret, tehdit ve terör faaliyetleri gibi bu suçların çoğu ne yazık ki işleniyor. Bu suçların sahte hesaplar üzerinden işlendiği açık şekilde ortada. 83 milyonluk Türkiye nüfusunun 54 milyonu sosyal medya kullanıcısı, bu da dikkat çekici bir rakam. Dolayısıyla sosyal medya hayatımızın merkezinde yer aldı. Koronavirüs pandemisi döneminde de sosyal izolasyon nedeniyle sanal ortamda daha çok vakit geçirmeye başladık. İnternette günlük ortalamaya baktığımızda, kişi başı 7 saat 29 dakika vakit geçiyoruz. MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, son zamanlarda yaşanan suç olaylarında bu sahte hesapların ve bu grupların öne çıktığına dikkat çekti. Terör gruplarının sahte hesapların arkasına gizlediğini belirtti. Baktığımızda, askeri operasyon olduğunda, toplumsal bir infial dönemi olduğunda ya da koranavirüs pandemisi olduğu dönemde sosyal medya üzerinden dezenformasyon ve manipülasyonun giderek yayıldığını gördük'' dedi.

 

''Kanun teklifine göre, yaptırımlara uymayan sosyal ağ sağlayıcılarına ağır idari para cezaları uygulanacak''

Doç. Dr. Kırık, sözlerine şöyle devam etti: ''Meclise sunulan kanun teklifine göre, sosyal medya hesapları T.C. Kimlik Numarası ile edinilebilecek. Böylece takma isimler ya da ikinci hesaplar ortadan kalkmış olacak. Kimlik numaraları Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda yer alacak. Bu kanunda 6698 sayılı kanundur. Yaptırımlara uymayan sosyal ağ sağlayıcılarına da ağır idari para cezaları uygulanacak. Teklifin içeriğine baktığımızda; Türkiye'de günlük erişimi 500 binden fazla olan yurtiçi ya da yurtdışı merkezli sosyal ağ sağlayıcılarına, Türkiye'de temsilcilik açma ve temsilci bulundurma zorunluluğu getiriliyor. Artık bundan sonra Türkiye'de herhangi hukuki herhangi bir adli işlem olduğunda Türkiye'deki temsilci bu olaya doğrudan müdahale etme zorunluluğunda olacak. Sunmuş oldukları hizmetten yararlanmak isteyenlerden T.C. Kimlik Numarası isteme zorunluluğu getirilerek sahte hesap açılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor'' şeklinde konuştu.

 

Bu konuda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlemesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi hakkındaki kanundan da bahsedilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kırık, ''Bu kanun ile Anayasa'nın söz konusu hükümleri uyarınca; aile, çocuk ve gençler, internet dahil elektronik iletişim araçlarının suistimal edilmesi suretiyle uyuşturucu, uyarıcı madde alışkanlığı, kumar, intihara yönlendirme, cinsel istismar ve benzeri kötü alışkanlıklara teşvik eden yayınların içeriklerinden korunmak için gerekli önlemlerin alınmasını amaçlayan bir yasadır. Ancak bu yasa 2007 yılında Resmi Gazete'de yayınlanarak faaliyeti geçiyor. Dolayısıyla 13 senelik bir zaman dilimi geçmiş. Bu zaman dilimi içerisinde teknoloji ve sosyal paylaşım ağları gelişti. Dolayısıyla bu kanunun revize edilip güncellenmesi gerekiyordu'' açıklamasında bulundu.

 

''Sosyal medyada denetimin en önemli olduğu ülkelerden bir tanesi Almanya''

 

Konu ile ilgili Avrupa ülkelerinden örnek veren Doç. Dr. Kırık, ''Avrupa ülkelerinde de sosyal medyaya denetim istenildiği açık bir şekilde ortadadır. AB'nin, twitter ve facebook gibi sosyal paylaşım hizmetleri sunan şirketlere yönelik gerekli durumlarda içeriye müdahale edebilecek araçlar geliştirilmesini istediği açık şekilde ortadadır. Sosyal medyada denetimin en önemli olduğu ülkelerden bir tanesi Almanya. 2017 yılındaki seçimler öncesinde Almanya'da bazı sosyal medya hesaplarının kapatıldığı görülmüştür. Almanya'da 23 Ağustos 2017'de facebook'ta, yaklaşan seçim nedeniyle 10 bin hesap askıya alınmıştı. Bu hesapların askıya alınmasının sebebi; gerçeği yansıtmayan haber ve dezenformasyon ürettiği konu olmuştur. Türkiye'de 2018 yılında yapılan bir araştırmada; Türkiye, sahte hesap ve sahte içeriye en çok maruz kalan ülke olarak birinci sırada yer aldı. Almanya'da ülke mahkemeleri, sosyal medya paylaşımlarına da ceza vermekten geri kalmamıştır. 2016 yılında ''Merkel herkesin gözü önünde taşlansın'' diye yazan 28 yaşındaki bir kişi mahkemeye çıkmak zorunda kalmıştır ve para cezası almıştır. Avusturya'da 1947 yılında yürürlüğe giren ve anti Nazi yasası olarak da bilinen bir düzenleme ile Nazi ideolojisi suç olarak ifade ediliyor. Dolayısıyla sosyal medya Nazi propagandası yapan, Nazi içerikli paylaşım yapanlara para ya da hapis cezası veriliyor. Aslında Dünya'da da bu tarz düzenlemeler mevcut'' şeklinde konuştu.

 

Adem Gürer