'Ne misafiri onlar sürekli işkence yapar'

Bingöl'de 24 Mayıs 1993'te 33 askerin şehit edildiği katliamdan sağ kurtulan Erkan Omay, Gara’da kaçırılan 13 vatandaşın şehit edilmesinin ardından operasyon yapılmaması halinde bölücü terör örgütünün onları misafir etmeyi sürdüreceğini…

Star Güney

Bingöl-Elazığ karayolu üzerindeki Bilaloğlu mevkiisinde 24 Mayıs 1993 tarihinde PKK'lı teröristler, silahsız askerlerin bulunduğu minibüslerin yolunu kesti. Tüm şahsi eşyalarına el koyulan askerler, günlerce PKK'lı teröristlerin işkencesine maruz kaldı. Daha sonra PKK'lı teröristler tarafından 33 asker kurşuna dizilerek şehit edildi. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı kalkan olarak kullanılan 13 asker ise teröristlerin elinden kurtularak Mehmetçik'e sığındı.

 

"Bizleri ayırarak ilk iki grubu kurşuna dizdiler"

PKK'lı teröristlerin elinden sağ olarak kurtulan askerlerden Erkan Omay, yaşadığı dehşet dolu anları anlattı.

Bingöl'e 10 kilometre kala PKK'lı teröristlerin yollarını kestiğini ve günlerce alıkonulduklarını ifade eden Omay, “1993 yılında iki otobüs olarak Malatya'dan, Bingöl'e doğru yola çıktık. Yol güzergâhında, PKK iki otobüsü alıkoydu. Bizleri bir tepeye getirip kurşuna dizeceklerdi o sırada bir abimiz kaçmayı denedi ama vuruldu. Bizi kurşuna dizmekten vazgeçtiler, daha sonra apar topar koşturarak götürdüler ve bir noktada durdurup bizi 3'e böldüler. Ben en baştaydım 6'ncı sırada bulunan ve şehit olan Mehmet Turan'ın sağına geçtim, o sırada en baştan 6 kişi gelsin dediler. Eğer yer değiştirmeseydim kurşuna dizilmeye ben gidiyordum. Bizi ilk alıkoyduklarında böyle şeylerin olmayacağını sadece rehin tutup devlet ile iletişime geçileceğini söylediler ama arkadaşlarımızdan iki grubu alıp kurşuna dizdiler. Ondan sonra bizim ellerimizi bağlayıp ağır işkenceler yapmaya başladılar” dedi.

 

Omay kaçmaya çalıştığını anlatarak şöyle devam etti:

“Ben kaçmayı denedim, tuvalet ihtiyacım olduğunu söyleyerek elimi çözdürdüm bu sırada 15 yaşlarında bir çocuk peşime takıldı zaten bunların genellemesi hep çocuktu. Çocuk silahı üzerime doğrultmuştu, ben arkama birkaç defa bakınca kaçacağımı ayıkmış, hemen yerime geçtim. Daha sonra 35- 40 yaşlarında birine Kürtçe bir şeyler söyledi ama ne dediklerini anlamıyorum. O söylediği kişi bir hışımla yanıma gelip silahı ağzıma dayayıp tetiğe bir bastı ve bana, ‘bir daha denersen ağzını burnunu dağıtırım' dedi. Şans eseri kurtuldum, silah ateş almadı. Hiç unutmam, benim ayaklarıma ve karnıma silahla vurup işkence yapıyorlardı ama ben hiç bir şey hissetmiyordum boş bir odun gibiydim sadece ne zaman öleceğimi düşünüyordum. Televizyonlarda öldü olarak gösterildim, rahmetli annem benim yassımı tuttu. Ertesi gün bir çatışma başladı. Allah razı olsun bizim askerlerimiz geldi dağ taş asker kaynıyordu. Bir çatışmaya girildi, o sırada bizi açık alana yem olarak bıraktılar kendileri mevzilere saklandılar. Bu bir şerefsizlik o zaman da biz kurtulmamış olsak emin olun 33 şehidi de devlet öldürttü derlerdi Allahtan biz canlı tanığıyız. Çatışmadan sonra arka taraftaki o mavi bereli askerlerimizi gördüğümde dünyalar benim oldu.”

“Astsubay ve bir polisi diri diri gömüp işkence yaptılar”

Erkan Omay, Gara'da 13 şehit verildiğini anımsatarak, “Allah mekânlarını cennet eylesin, bizde aynı akıbeti yaşadık. Bugün diyorlar ki operasyon başarısız oldu, kardeşim başarısız oldu diyen insanlar oradaki atmosferi ve arkadaşlarımızın neler çektiğini bu namussuzların nasıl işkence yaptıklarını bir görsünler. Biz ellerindeyken onların telsizine yansıdı, astsubay ve polisi alıkoymuşlar. Bunları toprağa gömüp ellerindeki kazma küreklerle işkence yapıyorlardı. Ne misafirliği bunlar hain, namussuz, misafir ediyoruz lafları hepsi hikâye. Bugün o mağaraya gidip Gara'nın içerisinden rehineyi çıkartmak emin olun her askerin cesaret edeceği olaylar değil. Hani bizde bir laf vardır, bekara avrat boşamak kolay derler. Bunlar hainlik yaptı, silahsız ve masum insanları öldüremezsin, bu tam bir terör örgütü işidir” diye konuştu.

 

Fatih Keçe - Serkan Çetinkaya