Melek, hastanede yaşamını yitirdi!

Enkazdan 75. saatte çıkarılan Melek, hastanede yaşamını yitirdi! Geriye nasıl kurtulduğunu anlattığı video kaldı

Star Güney

 

Kahramanmaraş'ta depremde yıkılan binanın enkazında kalan Canan Güneş ile oğlu Mehmet Güneş yaşamını yitirdi, kızı Melek ise 75. saatte sağ çıkarıldı. Mide kanaması nedeniyle 5 gün sonra hayatını kaybeden Melek'ten geriye hastanede, enkaz altında yaşadıklarını anlattığı video kaldı.

 

Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Malik Ejder Caddesi'nde oturdukları 5 katlı binanın yıkılmasıyla Canan Güneş ile kızı Melek ve oğlu Mehmet enkaz altında kaldı. Bu sırada aşçılık yaptığı Kıbrıs'ta olan baba Zekeriya Güneş (44), Kahramanmaraş'a döndü.

 

Enkazdan 75. saatte çıkarılan Melek, hastanede yaşamını yitirdi! Geriye nasıl kurtulduğunu anlattığı video kaldı

75 SAAT SONRA ENKAZ ALTINDAN ÇIKARILMIŞTI

Güneş'in eşi ve oğlunun cansız bedenlerine ulaşıldı, kızı Melek ise 75'inci saatte sağ çıkarıldı. Ankara'da hastaneye sevk edilen Melek, 5 gün sonra mide kanaması nedeniyle hayatını kaybetti.

 

Enkazdan 75. saatte çıkarılan Melek, hastanede yaşamını yitirdi! Geriye nasıl kurtulduğunu anlattığı video kaldı

 

HASTANEDE HER ŞEYİ ANLATMIŞTI

Melek'ten geriye, akrabalarının hastane odasında çektiği video kaldı. Görüntülerde Melek Güneş'in, "Babam aradı. Açtım 'Alo' dedim ama sesim gitmedi. Ondan sonra yine deprem oldu. Bu sefer aşağıya çöktük. Onu hissettim. Elimi attığım yerde su vardı. Kaç kere ses duydum. Hiç uyumadım" dediği görüldü. Zekeriya Güneş, eşi ve 2 çocuğunun cenazelerini teslim alıp Adana'daki Kabasakal Mezarlığı'na getirerek yan yana toprağa verdi.

 

Enkazdan 75. saatte çıkarılan Melek, hastanede yaşamını yitirdi! Geriye nasıl kurtulduğunu anlattığı video kaldı

"TELEFONDA KONUŞURKEN ŞAKALAŞTIK, SONRA HEPSİ GİTTİ"

Ailesinin mezarına gelen Zekeriya Güneş, yaşadığı acının tarifi olmadığını, oturdukları caddede depremde neredeyse tüm binaların yıkıldığını belirterek, "Ben o gün Kıbrıs'taydım. Akşam 1 saat telefonla konuşmuştuk. Ayın 14'ünde izne gelecektim. Kızım Bayburt'ta yüksekokulda okuyordu. O da eve dönmüştü. Oğlum ise telefon istiyordu, geldiğim gün alacaktık. Konuşurken güldük, şakalaştık. Ondan sonra ses seda yok. Hepsi gitti, her şey bitti. Oğlumun mezarına çok sevdiği Türk bayrağını getirdim. Bu bayrağı 5 yaşındayken çarşıda görmüş ve çok istemişti. Aldıktan sonra odasına asmıştı. Ona emanetini getirdim. Oğlumun da kızımın da vatan sevgisi başkaydı. Atatürkçülerdi" dedi.